İlkokul ikinci sınıfta yolumuz keşişmişti Hülya ile. Yeni bir okul, yeni bir şehirdeydik. Okulun ilk günü güler yüzü ile kalbimi fethettti. Lise ikinci sınıfa kadar hep birlikteydik, yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. Lise ikinci sınıfta yüzü gülmez oldu, derdi olduğu belliydi ama söylemiyordu. Birkaç gün okula gelmedi, evine gittim yok dediler. Sorma dediler. Şimdiki gibi cep telefonu da yoktu. Meraktan ölüyordum. Gene gittim. Sorduğumda evlendiğini öğrendim, inanamadım. Maalesef ki doğruydu.

Aradan yıllar geçti. Dile kolay, tam 40 yıl! Aradım, sordum, araştırdım ama bir iz bulamadım. Okul, evlilik, çocuk, hayat kavgası derken yıllar geçti. Yüreğimin, aklımın bir köşesinde hep vardı. Bir gece aklıma düştü sosyal medyada aradım adını soyadını yazıp aynı isimli birkaç kişi vardı ama onu buldum. Mesaj attım hemen. Birkaç saat sonra cevap geldi, evet oydu. Candostumu bulmuştum. içim içime sığmıyordu. Zaman kaybetmeden üç gün içinde olduğu şehre gittim. Deyim yerindeyse 24 saat hiç uyumadan konuştuk, güldük, ağladık, detleştik. Aradaki 40 yılı o güne hiç ayrılmamışcasına sığdırmaya çalıştık. Unutmadan o günü ölümsüzleştirmek için bu fotoğrafı çektik. Mutluluğun resmini çizemedik belki ama kırk yıllık özlemin sonunda mutluluğun resmini çektik.
Etiketler

Yorumlar (0 yorum yapıldı)

Yorum Ekle
Hiç yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!